Perşembe, Mayıs 04, 2006

Leonid Kubbel (25 Aralık 1891- 14 Ağustos 1942)

25 Aralık 1891'de satranç etüt düzenleyicilerinin en ünlülerinden biri olan Artur Leonid Kubbel, Sen Petersburg'da (Leningrad) doğdu. Alman asıllıdır. Mesleği Kimya Mühendisliğiydi. Sovyet oyunsonu etütçülerinin klasiklerindendir; çağdaş oyun sonu sanatının kurucularındandır; SSCB'de Satranç etüdü düzenleme Büyük Ustası unvanı sahibiydi (1934). Novoye Vıremya gazetesinde satranç sütununun editörlüğünü yaptı (1913-17). Problemler ve oyunsonu koleksiyoncuları birliği üyesidir. (1927-30) Satranç etütlerindeki farklı sorunlarla ilgili birçok teorik makale yazmıştır.

1903'ten beri 2800'den fazla problem (daha çok üç hamlelik), 500 kadar oyunsonu etüt kompozisyonu yaratmıştır. Etütlerinden 17'si 1917'de öncesinde ödüllendirilmiştir. 1917 Sovyet Sosyalist devrimi sonrasında uluslararası yarışmalarda 500 kadar etüdü ödüllendirildi. Bunlardan 120 kadarı birincilik ödülüdür. Kubbel bugüne değin yapılan 61 kompozisyon yarışmasının 26'sında etüt jüri üyeliği yaptı. Bu etütler "Satranç Sayfası" ve "SSCB'de Satranç" Dergilerinde yayımlandı. Problem ve etüt kompozisyonunun bütün alanlarında yetkin olan Kubbel, Sovyet satranç kompozisyonları sanatının gelişiminde önemli bir rol oynamıştır.


















Leonid Kubbel, Shatmatny Listok;
Beyaz Oynar kazanır

http://www.chessbase.com/puzzle/puzzle11/puzz11-2a.htm
Çözüm

Satranççıların Alanları

Suzan Polgar

Aleksandra Kosteniyuk

Geri Kasparov

Ruslan Ponomaryov

Vıladimir Kıramnik

Aleksandır Halifman

Joşua Vaitzkin

Alexander Baburin

Vişi Anand

Anjelina Belakovskaya

Viktor Bologan

Daniel King

Aleksander Bangiyev

Aleksandır Morozeviç

Lev Psakhis

Elizabet Pehtz

Artur Yusupov

Vladimir Belov

Saviely Tartakover (1887–1956)

Saviely Tartakover

20. Yüzyıl başlangıç ve ortalarının, önde gelen Polonyalı satranç Büyük Ustası. 22 Şubat 1887’de Rostov’da dünyaya geldi. 12 yaşındayken, ailesi Rusya’yı terk etti ve o dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na göçtü, son olarak Viyana’ya yerleştiler. Tartakover burada büyüyecektir.

Genel olarak Saviely veya Savielly olarak yazılır. Lehçede Sawielly’nin anlamı "Küçük Ruh"tur. Yayınlarda Savielly Tartakover veya Xavier Tartacower olarak ta rastlanabilir.

Cenevre ve Viyana üniversiteleride Hukuk öğrenimi gördü. Hukuk doktorası yaptı. Eğitimi sırasında satranca ilgi duydu ve birçok elit satranç oyuncusunun devam ettiği Viyana’daki satranç kafelerine devam etti. Aralarında Carl Schlechter, Geza Maroczy, Milan Vidmar ve Richard Reti’nin de olduğu, dikkate değer bir çok satranç oyuncusuyla bir çok kereler bu mekanlarda biraraya geldi. İlk turnuva katılımı 1906’daki Nürnberg turnuvasıdır. Üç yıl sonra Viyana turnuvasında 2. oldu. _Yalnızca Reti’ye kaybetti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Avusturya- Macaristan ordusuna dahil oldu ve çeşitli görevlerde Kurmay Subay olarak hizmet etti. Savaş sonrası Fransa’ya iltica etti ve bu ülkenin vatandaşlığına geçti. Tartakover Lehçe (polonya lisanı) bilmemesine rağmen, Polonya 1918’de bağımsızlığını kazandıktan sonra tekrar Polonya vatandaşlığını kabul etti ve yurtdışında Polonya’nın fahri elçilik görevini yürüttü.

Fransa’da Profesyonel Satranççı olmaya karar verdi. Aynı zamanda satrançla ilgili birçok dergiyle de işbirliği yapmıştır. Satranç oyunuyla ilgili birçok kitap ve makale yazdı. Kitaplarından en önemlilerinden birkaçı: Hiper-Modern Satranç Oyunu (Die hypermoderne Schachpartie) 1924’te yayımlandı ve yaklaşık yüze yakın baskı yaptı. Tartakover aynı zamanda döneminin çok ünlü satranç turnuvalarına katıldı. 1927 ve 1928’de Hastings turnuvasını kazandı, Londra turnuvasında ise Aron Nimzoviç’le birinciliği paylaştı. Diğer önemli özelliği döneminin parlak oyuncularını yenilgiye uğratmasıydı. Bunların arasında: Frank Marşal, Yefim Bogolyubov, Milan Vidmar da vardı. 1930’da Mir Sultan Han’ı yenerek 2 puan açık farkla Liyej turnuvasını kazandı. Listenin altında ise Rubinştayn, Marşal ve Nimzoviç yer alıyordu.

30’lu yıllarda Tartakover Polonya’yı, altı satranç olimpiyatında temsil etti ve 3 kez bireysel (1931’de altın, 1933 ve 1935’te bronz) madalya ve 5 kez de takım madalyası (bir altın, iki gümüş ve iki bronz) kazandı. 1935’te Varşova’da düzenlenen satranç olimpiyatının ana organizatörü rolünü üstlenmiştir. Tartakover aynı zamanda 1935’te Varşova’da ve 1937’de Jurata’da, iki kez Polonya şampiyonluğunu kazanmıştır.

1939’da 2. dünya Savaşı patlak verince Buenos Aires’te 8. satranç olimiyatında Polonya takımını temsilen oynuyordu, takım arkadaşları arasinda Miçeslav (daha sonra Miguel adını aldı) Naydorf da vardı. Naydorf her zaman Tartakover için “Benim öğretmenim” derdi.

Arjantin’de kısa bir süre kaldıktan sonra, Avrupa’ya dönmeye karar verdi ve Fransız vatandaşılığına geçti. 1950 Satranç olimpiyatlarında Fransa’yı temsil etti ve kendisine Uluslararası Büyükusta unvanı verildi. Bu unvanı alan ilk grup satrançılardandır. 4 Şubat 1956’da Paris’te öldü.

Tartakover döneminin en önemli satranç kişiliklerindendir. İngiliz Satranç ustası ve yazar Harry Golombek Tartakover’in "En iyi oyunlarım“ kitabını çevirdi ve yayımladı. Önsözde şu şekilde yazdı: “Dr. Tartakover’in tanıdığım tüm diğer satranç ustalarından ayrı bir yeri vardı, en esprili ve kültürlüsüydü. Çok iyi bir hafızası vardı, sürekli yaptığı esprileri onunla yapılan söyleşiyi çok zevkli hale getirirdi. Konuşma yeteneği ve düşünceleri neredeyse Spinoza ve Voltaire’in çağdaş bir karışımıydı.“ Tartakover aynı zamanda söylediği sayısız özdeyişle de ünlüydü. Ki bunlara bazen Tartakoverizm de deniyordu. Hollanda savunması bazı devam yolları onun adını taşır. Vezir Gambitin bir varyantı (ECO:D58-D59) Tartakover-Makagonov-Bondarevski Sistemi olarak anılır. 1.b4 Orangutan açılışının da mucidi kendisidir. 1924 New York turnuvası sırasında hayvanat bahçesinde gördüğü bu harika insansı maymunun adını vermiştir bu açılışa.

Kapablanka, Tartakover ile bir maç yaptı ve maç +5-0=7 skoruyla sonuçlandı. 1922’de Londra’da büyük bir mücadele sonucunda (Tartakover’in yeni savunmasını oynadığı) berabere biten bir parti sonunda Kapablanka :”Sizin oyununuz yeterli sağlamlıktan yoksun”, demiştir. Tartakover de onu şöyle yanıtlar: “Bu, Satrançtaki güzelliği koruma tarzımdır!” Kapablanka yine 1939 Satranç olimpiyatının ardından Arjantin gazetelerine yaptığı bir açıklamada şöyle demiştir: “Polonya takımın kaptanlığını inanılmaz bilgi ve hayalgücüne sahip olan Dr. Tartakover yapmaktadır. Bu nitelikleri onu korkulan bir rakip haline getirmektedir. Neyse ki Polonya takımında yalnızca bir tek Tartakover vardır!"

Tartakover’den özdeyişler:

“Rakibin taşlarını feda etmek herzaman için daha avantajlıdır.”
“Bir izole Piyon Satranç tahtasına hüzün yayar.”
“Bütün büyük hatalar, tahtada yapılmayı beklerler.”
“Oyunun galibi, sondan bir önceki hatayı yapan oyuncudur.”
“Bütün Kale oyun sonlarının sonucu beraberliktir.”
“Taktik, yapılabilecek şeyler varken ne yapılacağını bilmektir; Strateji, yapılacak hiç bir şey yokken ne yapılacağını bilmektir.“
"Normal olarak oyunda üç hamle tekrarıyla beraberlik elde edilebilir; fakat aynı zamanda bir kötü hamleyle de!"
"Bazı atlar sıçrayamazlar, topal olanlar!"
"Bazen bir taş kaybetmemek uğruna birçok oyuncu bir oyun kaybeder!"
"İyi bir oyuncu olmak yeterli değildir aynı zamanda iyi de oynamanız gerekir."
"Hamle orada tahtadadır sizin onu görmeniz gerekir."


Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Ksawery_Tartakower

Isak Yefremoviç Boleslavski

Isak Yefremoviç Boleslavski (1919 – 1977)

Ukraynalı Satranç Büyük Ustası. Ukrayna Zolotonosha'da 9 Haziran1919'da doğmuştur. Bütün zamanların en önemli açılış teorisyenlerinden ve 2. Dünya savaşından sonraki süreçteki üst düzey Sovyet büyük ustalarındandır.
1936'da Leningrad'da yapılan SSCB Gençler şampiyonasında 3.lük aldı.
1938'de 19 yaşında Ukrayna şampiyonluğunu kazandı. 1939'da yine Ukrayna şampiyonu olup 20 yaşında SSCB şampiyonasında oynama hakkını elde ederek Ulusal Usta unvanını kazandı. 1940'ta Moskova'da 12. SSCB Şampiyonasında oynadı. Son 10 oyunun 8'ini kazanarak 5.-6. sırada yer aldı. 1940'ta Ukrayna şampiyonluğunu 3. kez kazandı. 1945'de 14. SSCB şampiyonasında, Botvinnik'in arkasından 2. oldu. 9+,6=,2-. SSCB'de Büyük Usta Unvaniyla ödüllendirildi. SSCB-ABD arasında oynanan telsiz Maçında 3.Masada oynadı. İlk oyununda Reuben Fine'a karşı beraberlik oldu. İkinci oyunda onu yendi. Maçın en iyi oyunu ödülünü kazandı.
1946'da kızı Tatyana doğdu. Daha sonra kızı David Bronstein ile evlendi. 1946'da Groningen'de uluslararası arenaya ilk kez çıktı ve 6.-7.'liği paylaştı.
Adaylar turnuvasına yenilgisiz giden ilk oyuncuydu. Nisan 1950'de Budapeşte'de Bronstein'la adaylar turnuvasında ilk sırayı paylaştı. Fakat Moskova'daki play-off'da Bronstein'a kaybetti. 1950'de kendisine Uluslararası Büyük Usta unvanı verildi. 1951'de Bronstein'la Botvinnik'in Dünya şampiyonluğu maçı sırasında Bronstein'ın yardımcılığını yaptı. 1952'de Helsinki Satranç Olimpiyatında 7/8 yaptı. 1953'te Zürih'te adaylar turnuvasına katıldı. Turnuvayı 10.-11. olarak bitirdi.
1961'de son kez SSCB şampiyonasında oynadı. Debrecen uluslararası turnuvasında birinci oldu. 1963-1969 yılları arasında dünya şampiyonu Tigran Petrosyan'ın yardımcılığını yaptı.
1968'de Dünya Okullar şampiyonasında SSCB takımının kaptanlığını yaptı. Son turnuvası 1971 Minsk oldu, 52 yaşındaydı..

Boleslavsky Mikhail Tal'e karşılık bir rekor kırmış, 1958'de Riga'da siyah taşlarla onu yenmişti.
Mikhail Tal- Isaac Boleslavsky
1.d4 Af6 2.c4 g6 3.Ac3 Fg7 4.e4 d6 5.f3 O-O 6.Fe3 e5 7.d5 c5 8.g4 Ae8 9.h4 f5 10.gxf5 gxf5 11.exf5 Fxf5 12.Fd3 e4 13.fxe4 Ve7 14.exf5 Vxe3+ 15.Ve2 Vg3+ 16.Şd2 Ac7 17.Vh2 Vxh2+ 18.Kxh2 Ad7 19.Ae4 Şh8 20.Kg2 b5 21.Af3 bxc4 22.Fxc4 Kab8 23.Kb1 Kxf5 24.Afg5 Ae5 25.Fb3 c4 26.Fc2 Axd5 27.Axd6 Kf6 28.Af5 Kd8 29.Şe1 Af4 30.Kg3 Aed3+ 31.Fxd3 Axd3+ 32.Kxd3 Kxd3 33.Axg7 Şxg7 34.Şe2 h6 35.Ae4 Ke6 36.Kg1+ Kg6 37.Kc1 Kg2+ 38.Af2 Kd4 39.Şf3 Kg6 40.Ae4 Ke6 41.Kg1+ Şf8 42.Kg4 Ka6 43.h5 Ka5 44.Kf4+ Şe7 45.Kg4 Kxh5 46.Şf4 Şf7 47.Şe3 Kd3+ 48.Şf4 Kh2 49.Şe5 Ke2 50.Kf4+ Şe7 51.Şf5 Kd4 0-1
Kaynak: "http://en.wikipedia.org/wiki/Isaac_Boleslavsky"

Federasyonlar

FIDE Uluslararası Satranç Federasyonu

TSF Türkiye Satranç Federasyonu

Rusya Rusya Satranç Federasyonu

Almanya Almanya Satranç Federasyonu

ECU Avrupa Satranç Birliği

ACP Satranç Profesyonelleri Birliği

ABD Satranç Federasyonu

Avusturalya Satranç Federasyonu

Avusturya Satranç Federasyonu

Bosna Hersek Satranç Federasyonu

Bulgaristan Satranç Federasyonu

Kanada Satranç Federasyonu

Danimarka Satranç Federasyonu

Fransa Satranç Federasyonu

Macaristan Satranç Federasyonu

Hollanda Satranç Federasyonu

İskoçya Satranç Federasyonu

Portekiz Satranç Federasyonu

Romanya Satranç Federasyonu

Sırbistan Satranç Federasyonu

Hırvatistan Satranç Federasyonu

İngiltere Satranç Federasyonu

İran Satranç Federasyonu

İsveç Satranç Federasyonu

Norveç Satranç Federasyonu

İspanya Satranç Federasyonu

İsviçre Satranç Federasyonu

İtalya Satranç Federasyonu

Galler Satranç Federasyonu

CPAI Hindistan Satranç Oyuncuları Birliği

Slovenia Satranç Fedrasyonu

Yunanistan Satranç Federasyonu

TSF Türkiye Satranç Federasyonu

Satranç Okulu Satranççıların Kalesi

ULSAT Uludağ Üniversitesi Satranç Topluluğu

Piyon Satranç Merkezi

ODTÜ ODTÜ Satranç Topluluğu

Bilim ve Teknik Satranç Köşesi

İstanbul Satranç Merkezi

Eczacıbaşı Satranç

TÜRSEV

Satranç.Net

Çeşitli Satranç Siteleri

TED Satranç Merkezi

Cevdet'in Sayfası

TÜSGEV

Kamuran'ın Sitesi

Satranc.tr.net

Düşün Satranç Merkezi

Samsun Satranç

KAISSA

İTÜ Satranç

Umut Sayman

Zeynel Bilge Göze

İnönü Üniversitesi

Masallarla Satranç

Alper Efe Ataman

Halil Nejat Özmen

Müslim Ersoy

Demir Büyüközkaya

Abidin Ünal

Turgay Atilla:Satranç Super Lig

Stratejik Satranç

Satranç Web TR

e-Satranç

Çorlu Satranç Kulübü

Satranç Eğitimi ile ilgili bağlantılar

FIDE Satranç Eğitmen Akademisi

Satranç Okulu Satranç Dersleri

ChessKid.com

Richard James

Chess Kids Academy Satranç Dersleri

SchachZentrum Baden Baden

Yusupov Satranç Akademisi

SchachTrainer

Deutsche Schach Jugend

Chess Academy

Chess e-book

Satranç Profesörü

Satranç Eğitmeni

Chessopolis Öğreticiler

Akademik Satranç

Schaak Academie

Andrew Martin Satranç Akademisi

Satranç Öğreticisi:Chess Mentor

Chess Learn

Satranç ve Matematik

ChessGuru.net



Chess_Cafe

Londra Satranç Merkezi

Chess.About

ChessBase

TWIC

ChessDate

ChessToday

ChessPublishing

ChessoPolis

ChessVille

Chess_Projects.ru

Russian_Chess

Moskova'da Satranç

Samara'da Satranç

SchackCentralen

Palamede

JeremySilman

Schaak.Pagina

e3e5.com

Schakers.Info

ChessNinja

Chess2Chess

ChessGate.de

Satrancın Kaplanları

TeleSchach.de

SchachMatt.de

Chathurangam

ChessDate

Tim Krabbe Satrançta Merak ettikleriniz (Chess Curiosities)

Sam Sloan

SchachBundesliga Almanya Federal Satranç Ligi

İngiltere Satranç Ligi

Schaaklog.nl Schaaklog.nl Fotoğraf Albumü

John Edwards Satranç Eğlencedir

Açılış Gezgini1:Chess Games

Açılış Gezgini2:Schach Trainer

Chess Greek Yunan Satranç Kulübü Portalı

Schaaklinks İlginç Satranç bağlantıları sitesi

American Foundation For Chess Amerikan Satranç Vakfı

Satranç Tazıları

Chess International Alman Çevrim içi Satranç Alanı

Chess Mate Manuel Aaron

MONROI MONROI Kişisel Satranç Veri Yönetimi

Ajedrez21

Bangkok Chess

WorldChessLinks YENİ!!

Chess Dom YENİ!!

Dergiler, Gazete Yazıları

New in Chess

British Chess Magazine

CHESS

TeleSchach.de

Schach

Schachmarkt

Schach-Magazin 64

64 ШАХМАТНОЕ ОБОЗРЕHИЕ


Italia Scacchistica

Torre & Cavallo

Europe-Echecs

Chess Blitz Press Release

Chess City

ChessPublishing

Jaque.tv

Peon de Rey / Todo Teoria

Daily Telegraph

The Guardian

Huffinton Postası Lubomir Kavalek'in Yazıları

New York Times Bulmaca ve Oyunlar

Özgür Akman Özgür Akman'ın Sabah Gazetesindeki Köşesi

EchiquierNicois

Chess Today

Schach Wiener Zeitung

ШАХМАТНА МИСЪЛ Şahmatna Misıl

İSEMDERGİ

Chess Life
Amerika Satranç Federasyonu'nun resmi yayın organı

Schach-Welt

Kitaplar, Yayınevleri

Edition-Olms

Batsford

Sahovksi Informator

EverymanBooks

Dover

Gambit


Moravian-Chess

Schachbuecher

Cardoza

Hardinge Simpole

Joachim Beyer Verlag

New In Chess

CAISSA

Powells

Mc Farland

Chess Books On-Line

Georg Olms

İnkılap Kitabevi

Barnes ve Noble

Trafford

Chess Stars

Malzeme Satıcıları

Schach Niggemann

Schachversand-Ullrich

Euro Schach

ElektroSchach

ChessGate

Schachhaus-Maedler

Freibauer-Nord

Bohemia

Ulbrich-Spieldesign

Weible-Spiele

Philos

Edition Berlin

Schach_Trainer.de

Chess Direct

Londra Satranç Merkezi

British Chess Magazine

Chess Central

Chess Forum

Chess Australia

ChessWare

Le Due Torri

Rizello & Romagnoli

SportEnSpel

Variantes

AncientGames

CHOPRA

TheChessPiece

ClassicalGames

MasterGames

ICD Your Move Chess & Games

Mark of Westminster

WholeSaleChess

House of Jacques

House of Staunton

Pleasant Times

Düşün Satranç Merkezi

US Satranç

TÜSGEV

BULLDOG

Dreier Verlag

ChessHouse.com

ChessMate

KanziShop

Yenigün Tavla

CONVEKTA

ChessDom Shop

PrismaScacchi

Satranç Market

The Chess Store

DGT

Yazışmalı, Çevrimiçi

ICCF Web-Server ICCF Ağ-Sunucusu

IECG Chess Server IECG Ağ-Sunucusu

Time For Chess Şimdi Satranç Zamanı

Chess-Live.com World Chess-Live.com

Instant Chess

ICCF Uluslararası Yazışmalı Satranç Federasyonu

ICCF Rating Listesi ICCF ELO Rating Listesi

IECG Uluslararası Yazışmalı Satranç Grubu

IECC Uluslararası Yazışmalı Satranç Kulübü

ICC Uluslararası Satranç Kulübü

FICS Bedava İnternet Satranç Sunucusu

PlayChess.com ChessBase On-line

PlayChess.dePlayChess.de

Chess.net Chess.net

ChessWorld.net Satranç Dünyası

EWCCF EWCCF

Jeu Echecs Jeu Echecs

Chess Mail Tim Harding'in Chess Mail Yazışmalı Satranç Dergisi

Plastik Fil PlasticBishop.com

ChessWorld ChessWorld

Chess-Mail.com Chess-Mail.com

Franklin Campbell Franklin Campbell'in Yazışmalı Satranç Gazetesi

FICGS Free Internet Correspondent Game Server

Chess.com Chess Mentor'un çevrimiçi, öğretim ve paylaşım sitesi

Satranç bilmeyen bir insanın satranç konusunda söyleşisi.

Aziz NesinBunlar, satranç bilmeyen bir insanın satranç konusunda söyleşisidir. Bir insanın bilmediği bir konuda konuşması, bildiği konuda konuşmasından daha kolaydır; çünkü bilmediğimiz konuda bilgisizliğin yürekliliğiyle konuşuruz. Oysa bir konuyu ne denli çok biliyorsak, içimizde o denli çok eksiklik ve yanılgı kuşkuları vardır.Satrancı ne kertede bilmediğimi bir olayla anlatayım. 1967 yılında çolukçocuk Moskova’daydık. Bir otel dairesinde kalıyoruz. Şimdi biri ABD’de bir üniversitede matematik hocası, biri de Türkiye’de bir yayınevi sahibi olan iki oğlum, Ali’yle Ahmet, biri onbir, biri on yaşında. Otelde durmadan yaramazlık yapıyor ve kavga ediyorlar. Anneleri de iyice bunalmış. Ne sustan, ne durdan anladıkları var. Bir süre olsun susturabilmek için bir kurnazlık düşündüm; onlara satranç öğretecektim.
Otelin lobisindeki mağazalardan birinden bir satranç takımı satın aldım, Koydum önlerine;- İşte satranç, oynayın!- Nasıl oynanır? Diye sordu Ali.- Hah, şimdi tuzağa düşmüşlerdi.İyi ama, nasıl oynandığını ben biliyor muydum? Ne biliyor, ne de bilmiyor sayılırdım. Bütün kağıt oyunlarını (iskambil, altmışaltı, prafa, poker, otuzbir, papazkaçtı, briç vb.) tavlayı, beştaş, yeditaş gibi oyunları ve benzerlerini, her oynayışımda yeniden öğrenmişimdir. Oynarken ancak o sıra oynayacak ve hep yenilecek denli öğrenir, sonra unuturum. Bu oyunları beş on yılda bir, her oynayışımda yeniden öğrenmek zorunda kalırım. Neden böyle olduğu çok şaşılası bir şey. Bu oyunlara önem vermediğimden mi, belleğimin bu yanının zayıflığından mı, yoksa oyunlarda geçen zamanımı yaşamdan saymadığımdan mı?Oğullarıma satrancı öğretmeye kalkışırken, en son otuz yıl önce oynadığım satrançta, piyadelerin ilk kalkışta bir mi iki mi kare ilerleyeceğini, süvarilerin kaleleri nasıl atladığını, topçunun mu kalenin mi çapraz yürüdüğünü, vezirin her yana birden nasıl gittiğini zorlukla anımsamaya çalışıyordum. Her ne olursa olsun, yeryüzünde hiç olmadık bir biçimde satranç oynamayı öğrettiğim iki oğlum, satranç tahtasının üstüne eğilmiş ve susmuşlardı.Az sonra, rahmetli Ekber Babayev geldi. Ali’yle Ahmet’in ne yaptıklarına baktı, baktı, ne oynadıklarını anlayamadığı için,- Siz ne yapıyorsunuz , öyle? diye sordu.Ali,- Satranç oynuyoruz... dedi.- Allah Allah! Kim öğretti size?- Babam...- Babanız size satrancı tavla oynar gibi öğretmiş.Babayev gülmekten koltuğa yıkıldı. Sonra çocuklara, satrancın nasıl oynanacağını öğretti, onlarla satranç oynadı. Ahmet satranca ilgi göstermedi. Ali’yse tersine, satranca büyük ilgi gösterdi. Birbuçuk ay kaldığımız Sovyetler Birliği’nde, her gittiğimiz yerde, oynayabileceği kimi bulduysa onunla satranç oynadı. İstanbul’a dönüşümüzde satranca ilgisi sürdü. Okuduğu Saint Joseph Lisesi’nin satranç kulübüne girdi. Satranç kitapları okudu, dersleri aldı, yarışmalara katıldı, küçük başarılar da kazandı.İşte o zaman oğlumun bu satranç düşkünlüğünden korkmaya başladım ve onu satrançtan soğutmanın yollarını araştırdım.Niçin oğlumun satrançtan uzaklaştırmak istediğimi yine bir olayla anlatayım. İkinci Dünya Savaşı içinde Trakya’da çadırlı ordugahtayız. Ben teğmenim. Satranca aşırı düşkün bir generalimiz var. Emir subayı da çok iyi satranç bilen, olağanüstü gülmece duyarlılığı olan bir yüzbaşı. General, çok iyi satranç bildiği için mi bu yüzbaşıyı kendine emir subayı yapmış, yoksa rastlantı mı bu bilemiyorum.Gece gündüz, çadırda yolda, paydosta molada, nerde olursak olalım, işten ve görevden her fırsat ve ara buldukça general emir subayını çağırır, hemen satranç oynarlardı. Çok iyi satranç oyuncusu olan yüzbaşı, satrancı iyi bilmediğini söylediği generale hep yenilirdi. Bir söyleşimizde generale neden hep yenildiğini şöyle açıklamıştı:-Kimileri vardır, satrancı meydan savaşı sanırlar. Satranç oynamakla, düşman ordusu karşısında strateji uygulamayı bir tutarlar. Ha satrançta yenmişler, ha düşman ordusunu yenmişler. Yenince, savaşta utku kazanmış gibi sevinirler. Yenilince de yıkılırlar. Bizim general de böylelerinden.İşte bu zeki ve gülmece duyarlılığı olan yüzbaşı, o günlerin zor koşulları altında iyi yürekli generalimizi sevindirmek için, her satranç oyununda generale bir meydan savaşı kazandırsın diye yenilirdi. Pek seyrek olarak da, bize önceden söyleyip generali üstüste mat ettiği de olurdu.Sonraları, satranç oyununu bu general gibi alanları çok gördüm. İyi satranç oynamayı ve satrançta yenmeyi bir zeka üstünlüğü sayıyorlardı. Örneğin şöyle düşünüyorlardı: On satranç oyununda yedi kez yenen, yenilene göre ondayedi daha zekidir.Oysa böyle bir değerlendirmenin gerçeğe uygun olduğu kanısında değilim. Bence satrançta on kez yenilenin, yenenden daha zeki olma olasılığı bile vardır.Üstün zeka ile iyi satranç oynama arasında doğru orantı olduğu düşüncesi –ki bence yanlıştı- bende satranca bir tepki uyandırdı. Zekayı geliştirmek ve zeka alıştırmaları için satranç oynamak gerektiği düşüncesine karşıyım. Böyle düşünenler içinde, günlerinin uzun zamanını satranca ayıranlar çoktu.Matematik kafası olanların her türlü oyuna aşırı tutkunlukları olduğunu ve alışkanlıklara kolay kapıldıklarını, yaşam deneyimlerinden –görerek, yaşayarak- biliyordum. Oğlumun, kendisine belli etmeden, satrançtan uzaklaştırmak değil, satranç düşkünlüğünden kurtarmaya çalışmamın nedeni buydu.Moskova’da Gorki Parkı, çok büyük bir kültür parkıdır. O parkta aşağı yukarı kırk-elli metre uzunluğunda yanyana konulmuş masalar gördüm. Yaşlı ve yaşlıca insanlar karşılıklı oturmuş satranç oynuyorlar, ayaktakiler de oynayanları seyrediyorlardı. Bunlar, emekli olmalıydılar. Bu görünüm bana, çok görkemli bir boş zamanı değerlendirme izlenimi verdi.Ermenistan’ın başkenti Erivan’da da bir kültür parkı vardır. Orda da, yanyana konulup uzatılmış masalarda, tıpkı Gorki Parkı’ında olduğu gibi, oynayanlar ve seyirciler vardır. Gorki Parkı’ndakiler, koyu sessizlik içinde oynar ve seyrederlerken, Erivan Kültür Parkı’ndakilerin gürültü ve patırtıları, şamataları uzaktan duyuluyordu. Çünkü Gorki Parkı’ndakiler satranç, Erivan Parkı’ndakiler tavla oynuyorlardı ve üstelik argosuyla, ağdalı deyimleriyle, tatlı şakaları ve iğnemeleriyleTürkçe olarak...Ruslar satrançta birkaç dünya şampiyonu çıkardılar ya... Sanırım, bir Amerikalı dışında, satranç şampiyonlarının hemen hepsi Rus. İşte bu şampiyonlardan birinin –adını söylerseniz anımsarım- Moskova TV’sinde oldukça uzun, yaşamından bir belgesel filmini seyrettim. Dünya satranç şampiyonunun zamanını nasıl geçirdiğini, evini, eşini, çocuğunu, konuklarını gösteren bir belgesel film... Bi filmi seyredince kendi çocuklarımdan birinin –soyumdan gelen ya da Vakıf çocuklarımın- dünya satranç şampiyonu olmasını isteyip istemeyeceğimi düşündüm. Bu soruyu lütfen siz de sorun kendinize. Sanırım, çoğunuz çok istersiniz böyle bir başarıyı. Ama benim yanıtım:-Hayır!Öyleyse bu satranç dergisine bu yazıyı niçin yazıyorum? Ben satrançtan yana mıyım, satranca karşı mıyım? Bu sorunun yanıtını da yine bir olayla açıklayayım.Sanırım, biliyorsunuz, yoksul çocuklar için kurduğum bir Nesin Vakfı var. Vakıf’ta on çocuğum yaşıyor. Bunlar, İlkokul üçüncü sınıftan, lise son sınıfa dek olan öğrenciler ci.Vakf’ın onbeş dönümlük bahçesinde ikisi kuyu başında, biri havuz başında, biri de çardak altında olmak üzere betondan yapılma masalar var. Bu masaların üstüne, Vakıf çocuklarımla birlikte satranç kareleri boyadık.Bundan başka, Vakf’ın yedi yapısından büyük yapının salonlarından biriyle koridorlarından birinin döşemesine yere karolar döşettik. Bu karolardan dört ayrı yerde satranç oyun yeri yaptık.Kullandığım cam ilaç şişelerini, teneke ilaç kutularını atmam, biriktiririm. İşte bu ilaç ambalajlarından satranç piyonları yaptık. Ambalaj kutularının, şişelerin büyüklüklerine göre, piyadelerimiz, topçularımız, süvarilerimiz, kalelerimiz , vezirlerimiz, şahlarımız oldu. Bunlarla, satranç karelerine boyadığımız boyadığımız beton masalarda çocuklarımız satranç oynayacaklar. Yere döşenmiş satranç karoları için de, tahtadan büyük boy piyonlar yaptıracağım, orda da satranç oynayacağız.Oynuyoruz, demiyorum, oynayacağız diyorum hep. “Kaçmaktan kovalamaya zaman” bulamadığımız için dahaca oynamıyoruz, ama çok yakında oynayacağız. Ne var ki, bir zamanlar Ali ve Ahmet oğullarıma tavla oynar gibi öğrettiğim satranca benzemesin diye, Vakıf çocuklarıma satrancı ben öğretmeyeceğim, bir uzmanı öğretecek.Peki, sonuç yine de açıkseçik ortaya çıkmadı: Satrançtan yana mıyım, satranca karşı mıyım?Biraz daha sürdürelim söyleşimizi. ABD’deki oğlum Ali’nin bir kızı oldu. Aslı... Torunum, daha on aylık. Ali bana yolladığı mektuplarda Aslı’ya çok küçük yaşında satranç öğreteceğini yazıyor. Bana da sık sık, Vakıf çocuklarına satranç öğretmemi salık veriyor.Ali haklı. Dediği gibi yapacağım. Vakıf çocuklarım, bu ilkyaz satranç öğrenecekler ve oynayacaklar. Niçin? Satrançta yenenin daha zeki olduğunu sansınlar diye değil. Satrançta yenerlerse, düşman ordusunu yendikleri, meydan savaşı kazandıkları sanısına kapılsınlar diye hiç değil; dünya satraç şampiyonu olmak için günlerinin üç-beş saatini satranca versinler diye de değil.Öyleyse niçin?Satrancın çocuk eğitimine ve önemli bir yeteneğin gelişmesinde çok büyük bir işlevi ve etkisi olduğuna inanıyorum. Çocukların, hele günümüzde, en büyük eksikliklerinin, dikkatlerini belli bir konu üzerine uzun bir süre yoğunlaştıramamaları olduğunu gözlemliyorum. “Hele günümüzde” diyorum, çünkü günümüzde dikkatleri dağıtacak şeyler gittikçe ve hızla artıyor: Bütün görsel ve işitsel araçlar, kentlerin patlayan gürültüleri, yaşamın sıklaşan anlık süprizleri vb. Salt çocuklar değil, toplantılardaki söyleşilerde büyüklere de dikkat edince görürüz: Belirli bir konu üzerinde, konuyu dağıtmadan, daldan dala sıçramadan, o konuyu derinlemesine -çok değil örneğin onbeş dakikacık- konuşabilen insanların sayısı o denli azdır ki... Oysa zihinsel başarı, ancak belli bir konu üzerinde beyinsel melekelerin yoğunlaşıp odaklaşmasıyla olabilir. Karanlıkta yüksek voltajlı bir spot lambasının belli bir yeri aydınlattığı gibi, zihin de bütün gücüyle belirli bir konu üzerinde odaklaşabilirse ancak o zaman o konu bütünüyle kavranır ve ancak o zaman düşünce eylemi yetkinlikle gerçekleşir.Zihni, dolaylara dağıtıp sıçratmadan, belirli bir konu üstünde odaklaştırma alıştırmasını en iyi gerçekleştirebilecek, bu alışkanlığı sağlayacak araçların başında, bence satranç geliyor. Zihni dağınık, belli bir konuya yoğunlaşma alışkanlığı olmayan, uzun süre belli bir konu üstünde düşünemeyen çocuklara, satranç alışkanlığıyla, bu melekeleri kazandırabiliriz.Günün birinde seksen Vakıf çocuğum olduğunda -o günü görmesem bile- içlerinden birinin şampiyon olmasındansa, sekseninin de iyi düzeyde satranç oyuncusu olmalarını işte bunun için isterim.Bir kuralım –hatta yasam- var, söyleyeyim: “Hiçbir şey kendisi için kendisi olmamalıdır...” Herşey, başka birçok şeyler içindir, öyle olmalıdır. Bu başka şeyler den biri, en başat olanıdır. Bana göre satranç da salt satranç için olmamalı, daha başka şeyler için olmalıdır, bu daha başka şeylerin en başat olanı da, zihni belirli bir konuya odaklaştırma alışkanlığını kazandırmaktır.İşte satranç bilmeyen bir yazarın, satranç konusunda bilgisizce ve bilgisizce olduğu için de yüreklice bir söyleşisi...Bilmem, böyle bir yazının satranç dergisinde yayımlanması doğru olacak mı?
Aziz Nesin
Nişantaşı12 Ocak 1984

Boris Vasilyeviç Spaski

Boris SpaskiBoris Vasilyeviç Spaski(30 Ocak 1937-...)
Rus satranç oyuncusu, Uluslararası Büyük Usta (1955) Dünya Şampiyonu: (1969-1972)30 Ocak 1937 ‘de SSCB’nin Leningrad (Sen Petersburg) şehrinde doğdu. Satranç oynamayı 5 yaşında öğrendi. 1955’te 18 yaşındayken, Belçika’nın Antverp şehrinde Dünya Gençler şampiyonluğunu kazandı. Spaski, sahip olduğu evrensel satranç stili sayesinde, bir çok önde gelen Büyük Ustaya karşı üstünlük elde etmiştir. Örneğin 1965’te Gürcistan’ın Tiflis kentindeki dünya şampiyonluğu aday maçlarında, efsanevi taktisyen Mihail Tal’e karşı oynadığı oyunlarda dünya şampiyonluğunun en önemli adayı olduğunu belli etti. Spaski, rakibi taktiğin büyük ustası Mihail Tal’e karşı oyunları, sakin pozisyonlara doğru yönlendirerek rakibinin taktik gücünü elimine etti. Bu sayede Tigran Petrosyan’la 1966’da Dünya Şampiyonluğu maçını oynamaya hak kazandı. Spaski bu maçı +3, -4, =17 ile kaybetti. Geçen iki yıl içerisinde, oyun kuvveti artık Tigran Petrosyan’ı yenebilecek seviyedeydi. Spaski’nin esnek oyun tarzı, Petrosyan’ın negatif stiline uyum sağlayarak, 1969’daki Dünya Şampiyonluğu maçını kazanmasının ardındaki neden olabilir.Spaski şampiyonluk tahtında ancak 3 yıl oturabildi. 1972’de İzlanda’nın Reykyavik kentinde yapılan “Yüzyılın Maçı” sonucunda Boby Fischer’e kaybederek tahtı terketti. Yarışmanın yapıldığı dönem, ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki ünlü soğuk savaş yıllarıydı; karşılaşma, iki süper gücün sembolik güç gösterisine dönüşmüştü. Fischer maçı kazandı ve Spaski yurdunu hayal kırıklığına uğratmış oldu. Spaski tabii ki satrancı bırakmadı, oynamaya devam etti. Bu maç sonrasında, 1973 SSCB birinciliği de olmak üzere birçok turnuva şampiyonluğunu kazandı.1974’teki aday maçları sırasında Leningrad’ta Anatoly Karpov’a +1 -4 skoruyla kaybetti. Karpov, Spaski’nin üstün nitelikli bir oyuncu olduğunu vurguladı, ancak birkaç oyun sonrasında aday maçını kazanmaya yetecek puanı toplamıştı.Sonraki yıllar, Spaski’nin oyuna olan düşkünlüğünü azalttı. Satranç oyununa olan doğal yeteneğine bel bağlamıştı; artık yorucu bir satranç partisi yerine, zevkli bir tenis maçını yeğliyordu. 1972’deki dünya şampiyonluğu maçı ve 1974’teki Karpov’a karşı oynadığı aday maçı, oyununun zirvesinde olduğu yıllardı. Viktor Korçnoy Spaski’yi sollayıp geçmişti. Spaski, 1976’dan beri 3. karısıyla mutlu bir şekilde Fransa’da yaşamaktadır. 1978’de Fransız vatandaşlığını seçti.
1992’de şampiyonluk maçından 20 yıl ayrı kaldıktan sonra Fischer, Spaski’yle karşı yüzyılın rövanş maçını yapmak üzere tekrar satranç sahnesinde göründü; Reykyavik'teki maçtan 20 yıl sonra Fischer 49, Spaski ise 55 yaşındaydı. Maç, Yugoslavya’nın bir kıyı kenti olan Sveti Stefan’da yapıldı. Bu maç 1972’deki şampiyonanın bir rövanşı gibiydi. O dönemde Spaski, FIDE’nin rating sıralamasında 106. durumdaydı; Fischer ise 20 yıldır inaktif olduğundan, listede yer almıyordu. Bu maç Spaski’nin ve Fischer’in son ana müsabakası oldu ve Spasski maçı +5 -10 =15 skoruyla kaybetti.
Yeni Yılda “Mat Olmak” ya da “Olmamak”
"Mat Olmak" satranç oyununda yenilmek anlamına gelen bir deyimdir. Aynı zamanda günlük hayatta bir iş sonunda, karşılık veremez duruma gelmek anlamında da kullanılmaktadır.
Yıllar önce, bir satranç büyükustasının mat olup yenildiği zaman, kızgınlığından satranç tahtasını parçalayıp kırdığını duymuştum.
Alman asıllı satranç büyükustası Dr. Uhlmann, 25 kişiye karşı oynadığı simültane (aynı anda) oyunda, önemli bir taş olan vezirini kaybedince, derhal rakibinin elini sıkarak tebrik etmiş ve oyunu terk etmiştir. Büyükusta “mat olmamıştı” ancak, yenilgiyi büyük bir olgunlukla karşılamış ve yüksek ahlaklı bir davranış göstermiştir.
Her spor karşılaşmasında olduğu gibi, satranç oyununun başında ve sonunda rakipler el sıkışırlar. Sonuçta satranç ta bir düşünce sporudur. Sporun bir oyun olduğunu unutan bir toplum olduk ne yazık ki! Rakibimizi ya yumurta atarak karşılıyoruz, ya da sahte dostluk gösterisi ile “çiçek sunarak”. Fair-play’in nasıl olduğunu görmemiz için yurt dışı spor karşılaşmalarını daha dikkatli izlememiz yeterli olacaktır.
Satranç tarihine baktığımız zaman, her büyükustanın diğerlerinden üstün yönleri vardır. Aljechin, Tal ve Spaski saldırı ustalarıdır. Lasker ve Botwinnik ilerideki bir çok hamleyi hesaplarken, Petrosyan savunma oyunuyla ünlenmiştir. Karpov, pozisyon oyunu oynayıp, mat etmek için en uygun zamanı kollar ve rakibini mat etmeyi başarırdı. Kasparov dinamik bir oyun oynar ve çok kuvvetli hesap yapardı. Morphy ve Marshall açık oyunu çok iyi oynarken, Steinitz bilimsel pozisyon oyunu ile meşhurdu. Fischer çok iyi açılış yapıp, oyun ortasında kazandığı avantajı, oyun sonunda ustaca kazanca dönüştürürdü. Capablanca, başlangıçta basit, ancak oyun sonunda çok kuvvetli oynardı.
Sıradan bir satranç oyuncusu, kazanmak için, diğer deyişle “Mat olmamak” için ne yapmalıdır? Hamleleri iyi hesaplamalı, gerektiğinde tehdit, baskı yapmalı (rakibe değil taşlara!), feda yapmalı, rakibine fırsat vermemelidir. Rakip Şaha doğrudan saldırmalıdır. Büyük İskender filminde, Makedonyalı İskender, Pers ordusuna karşı zafer kazanmıştı. Savaşı kazanma stratejisi, çok iyi korunmuş Pers kralına doğrudan saldırıp kaçırmak olmuştu.
Bir satranç anekdotu:
Philidor, zamanının en iyi satranççısı sayılırdı. Herkes onunla satranç oynamak isterdi. Aynı zamanda opera bestekarı Philidor, satranç için bazen zaman bulamaması nedeniyle –efsaneye göre- bir şempazeye satranç öğretti. Bir gün bir İngiliz ziyaretçi gelip Philidor ile satranç oynamak istedi. Philidor, çalışmak zorunda olduğunu, eğer kabul ederse maymunu ile bir parti oynamasını teklif etti. Teklifi kabul eden İngiliz ilk oyunda “Mat olunca” maymuna öyle bir tokat attı ki, zavallı maymun uluyarak korku içinde dolabın üstüne çıktı. Philidor odaya geldiğinde, İngiliz af dileyip asla bir daha tekrarlamayacağına söz vererek maymunla bir kez daha oynamak istedi. Güç bela ikna edip indirdiler zavallı hayvanı. Philidor bu kez odada kalıp maçı izledi. Yarım saat sonra maymun birden sıçrayarak dolabın tepesine çıktı. İngiliz şaşkın bir halde dedi ki: “Bu sefer neden kaçtığını anlayamıyorum, ona bir şey yapmadım ki.” Philidor satranç tahtasına bakar der ki: “Bayım, üç hamlede mat oluyorsunuz.”
Satranç “İki ordunun burnu bile kanamadan” savaş yaptığı bir spordur. Psikolojileri hasta, savaş yanlısı ve saldırganlığın insanın normal dürtülerinin içinde olduğunu iddia eden insan ve tekellere karşı da satranç oyunu bir alternatiftir.
Yeni yılda satranç öğrenelim! Özellikle 7-12 yaş arasında çocuklarımıza satrancın büyük yararı olduğu bilinmektedir. Zeka gelişimine, karar verme ve hesap yapma yetilerine yararları olmaktadır. Çocuğumuza, arkadaşımıza veya bir dostumuza, yeni yılda bir satranç takımı hediye edelim. Savaş tehlikesi içinde olan dünyamızda “Barışçıl savaş oyunu olan satrancı yaygınlaştıralım”. Yeni yılda barış içinde yan yana, mutlu ve huzurlu yaşamak “Mat olmamak” için.
İhsan DİRİCANSatranç Antrenörü
Olay Gazetesi 28.12.2005

Carl Schlechter (2 Mart 1874 - 27 Aralık 1918)20. Yüzyıl başlangıcının önde gelen Avusturyalı ustalarındandı. Viyana'da doğdu. 1893'ten itibaren yaklaşık 50 uluslararası turnuvada oynadı. 1900 Münih turnuvasında (eşpuanlı), 1906 Östende turnuvasında, 1908 Viyana turnuvasında (eşpuanla) ve 1910 Hamburg turnuvalarında birincilik elde etti. 1910'da Viyana'da Emanuel Lasker'e karşı dünya şampiyonluğu maçı yaptı. Maçı kazanması için onuncu ve sonuncu oyunda, yalnızca bir beraberliğe ihtiyacı vardı. Fakat önce kazancı, sonra da açık beraberliği ve Şampiyonluğu da kaçırmış oldu. Maç 5-5 (+1-1=8) sonuçlandı ve Lasker unvanını korumuş oldu. Schlechter, 1911'de Siegbert Tarrasch'la berabere sonuçlanan ve 1918'de Akiba Rubinstein'a kaybettiği iki maç daha yapmıştır. Budapeşte'de Veremden ve açlıktan öldü! Schlechter eski zamanların tipik bir satranç centilmeniydi. Oyun esnasında rakibinin rahatsız olduğunu hissederse nazikçe beraberlik önerirdi!! Rakibi Oyuna geç gelirse saatini çalıştırmaz, oyuna eşit zamanda başlardı!! Oldrich Duras'ın da aralarında olduğu birçok rakibinin de akıl hocalığını yapmıştır.
Kaynak:Vikipedia

Güreviç'le yapılan röportaj


Hanti- Mansisk'de kötü oyunlar oynamadım. En büyük oğlumdan daha genç oyuncularla oynadım. Artık yeni bir nesil geliyor: Bilgisayar nesli.. Bu nesil bizim ardılımız.. Tabii ki şu anda açılış, oyun hazırlığının nerdeyse %50'sini oluşturuyor ve Magnus gibi, bu bilgisayar çocukları, diğerleri üzerinde büyük bir avantaja sahipler. Bilgisayarla çok fazla çalışıyorlar ve onlara kapsamlı bilgi aktaran ve bu bilgileri anlamalarını sağlayan deneyimli koçları var.
Bilgisayarın herşeyde ve heryerde insanın yerine geçebilmesi olanaksız. Örneğin satrançta pozisyonal anlayışta, içe doğma, oyunortası ve oyunsonunu oynama becerisinde olduğu gibi.. Bir bilgisayara ne stratejik mücadele ne de oyun ortası öğretilebilir. Junior 9 ve Fritz 9, Shredder gibi yüksek kapasiteli yazılımlar inanılmaz yaratıcı hamleler bulabiliyorlar. Fakat bütün bu modern materyalin dışında bir BU'nın (GM) gereksinim duyduğu şey neyin önemli neyin olmadığını anlayabilmektir. Ve onların ürettiği bilgiler o denli geniştir ki üzerinde tekrar çalışılmak gerekir.
Yapacak bir şey yok: Bilgisayarlar bizi yenebilir..Fakat bundan korkmamamız gerekir. Satranç hala var. İnsanlar onu oynuyor ve hala da yaratıcı bir oyun. Hala üzerinde birilerinin düşünmesi, anlaması ve anlatması (öğretmesi) gereken pozisyonlar var. Ben Sovyet satranç okulunun temsilcilerindenim. Daima yaratıcı çalışmalar yaptım. Açılış kitapları benim oyunlarım, açılış analizlerimle doludur. Bugünlerde bilgisayarlar tarafından bulunan bazı yeniliklerle ilgili şeyleri tekrarlamalıyım. Yaratıcı bir kaynak olarak görmüyorum. Yalnızca inanılmaz hafıza ve zaman gerektiren mekanik bir çok çalışmadan ibaret. Ezberlemek hiç de ilginç değil.
Birçok başarılı satranç oyuncularıyla çalıştım: Kasparov, Anand, Topalov gibi. Bütün bu oyuncular senelerce bilgisayarlarla çalıştılar. Bundan kaçış yoktu. Vişi'nin hatta kafasında kurulu bir Fritz programı bile vardı. Ama başka insanların çıldırabileceği durumlarda yine de normal bir insan olarak kaldı.
İnanmak zor ama bu benim Sibirya'ya ilk gelişim. Bütün dünyayı dolaştım. Ama buraya hiç gelmemiştim. Hanti-Mansisk'i sevdim. Bence Paris dünyanın en güzel şehridir. Ama artık düşüncelerim değişti..
ChessBase'den çeviren: Murat Nemutlu
http://chessbase.com/newsdetail.asp?newsid=2805

Fernando Saavedra (1847 - 1922)
İspanyol rahip. Endülüs bölgesindeki Sevilla kentinde doğmuştur. Avustralya ve İskoçya gibibirçok ülkede dolaştı. İskoçya'da bulunduğu sırada, yayımlanan biretütte keşfettiğini iddia ettiği tek bir hamleyle büyük bir ün kazanmıştır. Öldüğünde Mount Argos'taki kilise mezarlığına gömülmüştür.
1886'da İskoçya şampiyonu olan G.E. Barbier (1844 - 1895), sözü edilen konumu 1895 mayısında haftalık Glasgow Yurttaş Gazetesinde yayımlamıştır. Bu konumda beyazın ilk hamlesi 1. c7'dir. Barbier Nisan 1895’te oyunun 1…Kd6+ 2.Şb5 Kd5+ 3.Şb4 Kd4+ 4.Şb3 Kd3+ 5.Şc2 Kd4! 6. c8=V? Kc4!+ 7.Vxc4 PAT konumu nedeniyle beraberlik olacağını söylemiştir. Saavedra’nın keşfi ise şudur: 6.c8=V? Yerine 6. c8=K! (Piyonu Vezir yerine Kaleye terfi ettirerek) beyazın oyunu kazanacağını göstermiştir. 6…Ka4 7.Şb3 ya kale ya Mat ister ve beyaz oyunu kazanır.. Böylece Liburkin ve Lommer gibi birçok ünlü etütçüye ilham kaynağı olan, satranç etütlerinin en ünlüsü yaratılmış olur.


Kaynak: Oxford Companion to Chess; Hooper, D.; Whyld, K.
Satranç Tarihinden Fotoğraflar
Satrancın oldukça eski bir tarihi var, 1500 yıl geriye gidebiliyoruz yazılı belgeler ışığında. O zamanki adı Çaturangaydı oyunumuzun atasının; Bilindiği gibi Modern Satranç, özellikle Avrupa döneminde birçok değişikliğe uğradı, yeni kurallar eklendi ve değişerek günümüzdeki halini aldı. Satranç tarihiyle ilgili daha ayrıntılı çalışmaları başka günlere erteleyerek, sizinle iyisi mi Slonmaster adlı bloğumda biriktirmeye başladığım tarihsel fotoğrafları paylaşayım. Bu alana, zaman zaman, kronolojik sıraya da özen göstererek satrançla ilgili tarihsel belgeleri eklemeye çalışacağım. Herkese iyi seyirler.

Hastings 1895
ayaktakiler: Albin, Schlechter, Janowski, Marco, Blackburne, Maroczy, Schiffers, Gunsberg, Burn, Tinsley. oturanlar: Vergani, Steinitz, Tchigorin, Lasker, Pillsbury, Tarrasch, Mieses, Teichhmann.



Viyana 1898



Karlsbad 1907

Soldan sağa oturanlar: Rubinstein, Marco, Fähndrich, Tschigorin, Schlechter, Hoffer, Tietz, Maroczy, Janowski, Dr. Neustadtl, Drobny, Marshall. Ayaktakiler 2. Sıra: Niemzowitsch, Wolf, Mieses, Cohn, Johner, Leonhardt, Salwe, Vidmar, Berger, Spielmann, Dus-Chotimirski, Tartakower, Dr. Olland.




Sen Peterburg 1909





Sen Peterburg 1914


New York 1924



Bad Kissingen 1928

ön sıra: Nimzoviç, Capablanca, Tarrasch, Marshall

arka sıra: Euwe, Yates, Tartakover, Spielman, Reti, Mieses, Bogolyubov



Zürih 1934
Alt sıra soldan sağa: Nimzoviç, Lasker, Bogolyubov, Flohr (arkasında) Alehin.



Notingham 1936

Beşi biyerde! Bu turnuvada, beş Dünya Şampiyonu bir araraya gelmiş! Onları tanıyor musunuz?


Keres - Alehin Prag 1943



SSCB - Dünya Karması Maçı; Belgrad 1970

soldan sağa: Spaski, Gligoriç, Larsen, Fischer, Taymanov, Botvinik



Keres - Spaski Tallin 1975


Karpov - Kasparov Moskova 1985





Fischer - Najdorf

(soldan sağa) Polugayevski, Petrosyan, Castro.




Tolstoy


Lenin - Bogdanov Malinovski, arkada Gorki.

Capri adası 1908

Andre Danican Philidor - Fransa
1726 - 1795
Charles Labourdonnais - Fransa
1797 - 1840

Howard Staunton - İngiltere

1810 - 1874

Adolf Anderssen - Almanya

1818 - 1879


Pol Mörfi
Paul Morphy - ABD

1837 - 1884


Wilhelm Steinitz - Avusturya

1836 - 1900

Emanuel Lasker - Almanya

1868 - 1941


Jose Raul Capablanca - Küba

1888 - 1942


Aleksandır Alehin - SSCB
1892 - 1946

Max Euwe - Hollanda

1901-1981

Mihail Botvinik

Mihail Botvinik - SSCB

1911-1995

Vasili Simislov

Vasili Simislov - SSCB

1921-...

Mihail Tal

Mihail Tal - SSCB

1936-1992

Tigran Petrosyan - SSCB
1929 - 1984

Boris Spaski - SSCB
1937 -...


Boby Fischer - ABD
1943 -2008

Anatoli Karpov
Anatoli Karpov - SSCB
1951 -...

Gery KasparovGery Kasparov - SSCB
1963 -...


Aleksandır Halifman



Vıladimir Kramnik



Visvanatan Anand



Ruslan Ponomaryov



Rüstem Kasımcanov



Veselin Topalov



Vıladimir Kramnik


Dünya Şampiyonları Picasa Albümü